7 Mayıs 2008 Çarşamba

people are starange






insanlar gariptir..... sen yabancı olduğunda.
yabancı olmak bir milliyet, toprak ya da dinle ilgili değildir
her zaman. aynı toprağın üzerine basıp yürüdüğün insanlara da yabancısındır
bazen olmaz oluyorsa-, çoğunlukla.
ve yalnız yürüdüğünde gülümsemezsin tanımadığın suratlara,
onlar da sana gülümsemezler, sanki suçmuş gibi gülümsemek,
hepsi acele acele işlerine giderler.
asık suratlı yabancı topluluğunun içinde,
nehrin içinde sürüklenen bir dal gibi durursun.
kırılmamaya çalışarak, batmamaya çalışarak,
bir yerlere takılırım,
bir yer bana ait olur, ben bir yere ait olurum diyerek.

21 Nisan 2008 Pazartesi

acıtmıyor sevdan






insanoğlunun doyumsuz olduğuna inanıyorum.Ne de olsa çiğ süt emmişiz.Hep daha iisi ,hep bi adım ötesi....Önemli olan sevilmek değil galiba..ben bunu anladım...Eğer öle olsaydı seni seveni sende severdin....Sevmek lazım ya,hıçkıra hıçkıra ağlasanda, sonunda yüreğinin bam telleri sızlasa da ,geriye bomboş hatıralar kalsa da nefes alır gibi sevmek lazım..Ölümüne sevmek.

fırtınada limana sığınmış gemi gibi çaresiz,süt dökmüş kedi gibi sessiz kalsanda,ellerin her seferinde bomboş kalsada,sevmek lazım öülümüne sevmek...Kendini sevmediğin kadar sevmek belkide..geceleyin kan ter içinde uyanıp onu aramalısın,aklına ilk gelen şey hep o olmalı..işte ,evde,sokakta,metroda,otobüste..beynin bi tarafı onun varlığıyla uyuşmalı...sevmek lazım ölümüne sevmek..

Ellerini her tutuğunda içinde depremler olmalı,kalbin çarpmalı onla buluşmaya giderken,ve direnmelisin onun için hayata,bir şehri sırf onun için sevmelisin...sevmek lazım ölümüne sevmek........o bi bıçak olmalı,sende içini deşmelisin bile bile....sevmek mi sevilmek mi istersin deseler sevmek derim galiba...hayat ban adaha anlamlı geliyo birini sevince.....

no comment





hayatta ne çok şey var değilmi zor olan......aşk da, aşksızlıkta .severek ayrılmakta..sevip kavuşamamakta..sevmesen bile terkedilmekte..bunları hepsi acıı.buna rağman sevilmek bu acıları karşılamıyor..insanı çok mutlu etmiyo..ünlü şarkıcı kıvrak dansçı mustafa sandal ne demiş :'gönlünü gün edeni sevmez sevda ister hep onu üzeni.....aşk acısı...en büyük acı, önce içiniz boşalır, bomboş kalırsınız, hiçbirşey yapmak, görmek, duymak istemezsiniz. saatlerce boş boş yatıp sabit bi yere bakarsınız. etrafınızdakilerin dedikleri sizin için hiçbir anlam ifade etmez. içte bir umut olur gene de, ne umduğunuzu bilmezsiniz ama umarsınız. sonra umut kaybolur, ve bu sefer yara kabuk bağlamaya başlar. en kötü süreçtir. çok hassassınızdır ve en küçük bi dikkatsizlikte hemen kabuk soyulur, herşeye yeniden başlamak zorunda kalırsınız. beterdir. ama aşka düşen, aşık olan kişinin mutlaka göze alması gereken bir acıdır. er geç kapınızı çalar..en iisi aşık olmamak sanırım,yazasım da yok zaten gazla olmuyomuş,lafla peynir gemisi yürümüyo....Ç(alıntı):)))

19 Nisan 2008 Cumartesi

hasan yeşilbudak _umutsuz aşıınım ben


kaç gündür aklımı kurcalayan bi ayrıntı.... hasan yeşilbudak olgusu...bizim sedanın tabiriyle murat bozgiller familyasına ait,dünyanın 8.harikası olmaya aday müthiş bişi....bi insanın hasanı varsa hiç mutsuz olmaz gibi geliyo bana nedense....mangaldaki köfteler içim kadar cız etmez be ya...:)onu görünce elim ayağım dilim dolaşıyo.....of bee.....bana, insanın kafasındaki güzellik tanımını tekrar tekrar düşündüren,elimizdekiyle yetinmenin acizliğini anımsatan,olcaksa en iisinden olsun gibilerinden laflar ettiren biri oldu hasan.....o hiç gidemeyeceğim bi şehir,hiç gerçekleşmeyecek hayallerim,yazılmamış şiirlerim,içimdeki tuna kiremitçiyi uyandıran ,bana şiir yazma hevesi veren kişi oluverdi....olursa hasan olsun 1 trilyon borcum olsun diom ....:)hasan k,m peki??halkbank voleybol takımında oynuyor,1984 adana doğumlu.10 yıl aarçelikte oynadıktan sonra voleybolda türkiye'nin en ii klüplerinden biri olan halkbanka transfer oldu...takımın liberosu..en yakın arkadaşı aynı takımda top koşturan volkan güç...(top koşturan biraz saçma oldu o futbol içindi sanırsam)

14 Nisan 2008 Pazartesi

akköprü 'den akm 'ye,çok çok eskilereeeeeeeeeeeeee:(


bugün akköpüden metroya bindim,akm de iniyim dedim,indim...tam metrodan dışarı çıkmıştım ki...akşam 19 sularıydı...çok güzel bi meltem vardı..allahım o meltem beni nerelere götürdü ya.....erenli günlere döndüm yine...o mavi gömleği geldi aklıma...böle havalarda mavi gömleğini giyerdi nasıl içim acıdı dallarım kırıldı brden,üzerime nedensiz bi ağırlık çöktü,trafik çok sıkışıktı ve araba kornaları vardı fonda oysa cahit berkay olmalıydı sanki:)aski binasıın önünde boluya gittim gittim geldim,ereni çok özlediğimi farkettim,bi baktım gözlerimden yaşlar akıyo....ne zaman yalnız kalsam hep eren geliyo düşünceme..kalabalıkta unutuyorum onu....kendimle yüzleştiğim her an yanıma hayali beliriyo....nedense bugünlerde daha fazla aklıma geliyo....her zamankinden daha yoğun ve daha derin....ikimize bu resim çokmuş galiba...ne acı ve ne yazık....kaybeden ikimiziz aslında...sadece ben değil...sende kaybettin eren emin ol sende kaybettin....aman ya ağlayacam yine............saçmalıyorum yine


gün geçer azalır sevgi

değişir herşeyin rengi

bugün değil yarın belki

unutursun mihribanım............

12 Nisan 2008 Cumartesi

süt mısır tarih mi oluyor?


son 6 aydır kafamı kurcalayan ilginç bi gelişme var...artık tüm köşe başlarında,mağza kenarlarında,parklarda,bahçlerde,alışveriş merkezlerinde küçük standlar halinde öbek öbek,dalga dalga yayılan mısırcılar mevcut...önce gelip geçicidir dedim,sora allah allah dedim.,şimdi hayırlısı diyorum....nasıl yayıldılar nasıl geliştiler ve nasıl tutuldular ki böle büyüdüler anlamıyorum?abi bu adamların kar marjı ne ya?bi de 3-5 çeşit baharat koymuşlar bi halta benzemiyo:( ayar oldum bak şimdi..yok nar ekşili,yok becel yağlı.....biz küçükken yaz aylarında mahallemize gözlüklü bi mısırcı gelirdi...biz ona mısırcı amca derdik...mısır sezonundan önce yeşil nohut satar,nohutlar yalan olunca mısıra dönerdi...kışın ne yer,ne içer orası şaibeliydi,senenin 6 ayı çalışıp,6 ay yattığına inanrdım ben...karınca misalii:)her akşam 6 7 sularına küçük arabasıyla gelir sokakığıma renk katar ,bizi sevindirirdi..o gelmeden paramızı hazır ederdik hatta,sütt mısırrrrrrrrrrrrrrr die bağırışı hala yankılanıyo beynimde:))bol tuz serptirir,mısırın kabuğundan yaptığı altlığı sıkıca tutar mısırımızı hebele hübele yemeye çalışırdık...bazı kibarlar vardı,onlar her taneyi eliyle koparırdı..onlara allahtan akıl fikir diliyorum burdan.....yemesi işkenceydi belki ama bi tarzı vardı ,bi adabı vardı...şimdi o ne ya öle bardağa dolduruyolar sabah çayı gibi...sevmedim bu mısır olayını...eski mısırcıları istiyorum:(yeniliklere karşıyım belki ne bilim olabilir:S

10 Nisan 2008 Perşembe

dişin intikamı ağrıymış:(((


ulen dişim ağrıyo:(bu sabah 6 sularında başladı ve aralıksız bu saate kadar (ki saat gecenin 1i olmasına rağmen )dinmedi.. ne lanet olası bişiymiş tanrım...ölsem daha ii dedirtiyo ...doğum sancısından sonraki en şiddtli ağrıymış literatürde...küfür üstüne küfür ama nafile....dişi ağrıyan kişi,dişi ağrımayan kişiyi dünyanın en mutlu insanı sanarmış rivayete göre....hakikaten öle ...şu ağrı bi geçsin....neler yapacağım....doğru düzgün yemek yiyemedim,gülemedim,nefes almama bile engel oldu kodumun ağrısı...ulen çok sinirliyim window mindow dalacam ya.....zaten ağrıdan ölmezsem içtiğim ilaçların yan etkisinden ölcem....10 ilaç içmişimdir kuvettle muhtemel....sabah olsun bi allahım ilk işim doktora gitmek yeminle tek geçsin ya başka bişi istemiyorum...:(((