2 Ekim 2008 Perşembe
karışık duygular...
dün halamla konuşuyoduk..ben başımdan eski ilşkimle ilgili geçen bi olayı anlatıyodum ....beni o zmanalar ne kadar üzdüğünü ne kadar ağladığımı söylüyor geçmişe ince bi sitemde bulunyodum .halam dediki aa ne tesadüf bgün bi arkadaşım aradı..o da geçen yıl sevgilisinden ayrılıp zor günler geçirmişti..bugün izmirdeymiş..geçen yıl ağlayarak oturduğu taşın üstünde bu yıl ne kadar salakmışım die beni aramış dedi..bende öykünün sonunda ne kadar salakmışım hala dedim...aslında olay salaklıktan ziyade bizim kendimizi üzme katsayımızı o zamnalrada bi milyonla çarpıp acımızı artırrmamız sanırım..zaman çok önemli bi kavram zamanla geçmeyen şey yok..az sebat edip beklemek lazım..yaralarımız kapanıyo ,kabuk bağlıyo..ama izi kalıyo maalesef..nasıl küçükken dışarda oynarken düştüğümüzde o yaranın izi kalmışsa bi yelerimizde aşk da öle bi yara bırakıyo yüreğimizde işte...ama acıyı da hissederek yaşamak lazım ...sonradan tekrar tekrar çıkıp bizi acıtmaması için...eski fotoğraflara bakıyorum bqazen ne kadar anlamsız geliyo şimdilerde....dumandan rüyanda görsen inanmayı dinliyorum bu aralar...3,33den sonra dumanın çıkışı beni gaza getiriyo belkide kendimi güçlü hissetmemi sağlayan bi şarkı o yüzden b kadar sevdim...biz kendi potansiyelimizin ,artılarımızn ,eksileriizn farkına vardığımız sürece kimsenin bizi üzebileceğini düşünmüyorumm.bazen güçlü olmasak da sırf birilerine inat güçlü durmalıyız bence..sessiz,pısırık,ezik durdukça insanların üzerimizde kurmak istedikleri hegomanya artıyo...yenilip yenilip kalkabilme gücüne eriştiğim için,hala bi yerlerde umudum oldğu için,hiç kimse için üzülmemeyi öğrenmeye çalıştığım için,içimden ağlasamda kahkahalar atabildiğim için kendimi çokkkkkkkkkkkkkkkkkk seviyorummm:))
1 Ekim 2008 Çarşamba
!
30 Eylül 2008 Salı
mektup yazdım ha sana:::

efenim bahsedeceğim hikaye ben henüz ilkokul dörde giderken başımdan geçti.Hikayeyi o dönem psikolojimin verdiği ruhsal bunalımla okuyun pliz:)bizim yan binaya bi aile taşınmıştı.bu ailenin iki erkek çocuğu vardı büyük olan lise 3e küçük 3 e gidiyodu. ben büyük olana abayı yakmıştım ondan kelli hergün onu bekliyor beni farketmesini bekliyodum .ama nafile tabi..çocuk bana bakmıyodu bilem.nese ben bigün bi fikir bldum o kuş kadar beynimle.çocuğa mektup yazacaktım:)nese oturdum bi mektup döşedim 4e giden biri lise sondaki birine ne yazarda karşı taraf yemez die baya kafa patlattım.mektubu yazıp kapılarının altından atıp kaçtım.mektubu biizm köşedeki binadaki aslı die bi kız vardı onun adıyla yazdım.benim bu işten ne karım olcaktı o ayrı bi ironik konu ama:))nese mektubun sonunada yazdığın cevabı yan binada oturan burcuya verebilirsin dedim:))aradan zaman geçti .çocuk okuldan geliyo ben orda bakıyom cevap neyim vermiyo.ben bi daha yazdım .sonra ağzım da boş durmuyo tabi onların binadaki kızlara olayı anlattım:)bigün köşede dururuken çocuk geldi burcucum bunu aslıya veririmisin deddi:)ben tabi dedim koşup eve geldim mektupta seni tanımyom ama tanışalım yazıyodu:)bu arada binadaki kızalr gidip çocuğa benim yazdığımı anlatmışar çocukta o kızı öldürcem demiş...beni bi korku sardı..eve girmeyen ben dışarı çıkamaz oldum...o yazı yemin billah evde geçirdim ..tam 3 ay bakkala bile gitmedim desem yalan olmaz...annem neden çıkmıyosun diyodu işte diyodum ..ekmek almaya git diyodu yok diyodum...o yaz show tv de saat 1den 7 ye kadar türk filmleri vardı oturup onları izliyodum..bugün türk filmleri hakkındaki alt yapım o yazadan gelir...sonra onlar mahalleden taşındı bende rahatladım alalhım ya ne yazdı:(
yokluğunda çok kitap okudum

gece çöktü yine ankaraya..sokaklarda ıslak.yarında bayram üstelik,en güzel bayramlar içimizde gerçekleşenlerdir aslında..hayatımızda bazı anlar vardır ya o an bizi çok mutlu etsede,daha sonra ayrılıklara yenik düşünce taraflar, içimizi deşer içten içe...işte öle anlarda yani mutluluğumuz yaşarken, içimizden bi ses bu anın bigün biteceğini ve sonrdan bu anı düşünüp çok üzüleceğimize dair ipuçları verir gibi olur; ama kulak asmayız çünkü bu güzel şeyin bitmeyeceğini düşünürüz..öle anlarda olumsz tüm herşeyi halının altına süpürürüz.... ama zaman andan ibarettir maalesef...ve bigün korktuğmuz başımıza gelir ve halının altına süpürdüklerimiz gün yüzüne çıkar işte o an ölür insan ...bazende çok konuşmak o anın kalitesini düşürürü,önemini kaybettirir .....o koskaca ayrılık hayatımda olmasaydı tüm bunları öğrenemeyecektim belki....
29 Eylül 2008 Pazartesi
ZOR..

hayat tüm açmazlarıyla tüm zorluklarıyla karşımda koca bir dağ gibi duruyor.Yapmam gereken o kadar çok iş,halletmem gereken o kadar dert varken ,hala telefonla joker hakkını kullanmak isteyen adam misali birilerinden yardım eli beklemek beni düşündürüyor.Hayatıma yaptığım asma kat çöktü çökecek gibi.Acıyla olgunlaşan her insan gibi,yenlip düşmelerimden ders çıkardığımı zannedip de aynı olayla tekrar karşılaşınca amatör gibi davranıyo olmam kendime uyuz olmama yol açıyor.Şunu anlıyorum ki acıya bağışıklık olmuyo,düşüp düşüp dizinden kanayan yaralara rağmen koşmaya çalışan sokak çocukları gibiyim bu aralar....içimde ağlayan bi yerler var galiba..azcık neşesiz,azcık kırılgan azcık da alınganımmmm
23 Eylül 2008 Salı
başlıksız
yağmur yağıyor ankaraya bu gece...gece hüzünlü ben geceden daha hüzünlü..nasıl çıkarız sabaha bilmiyorm...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
